Proloterapi

Proloterapi Nedir?

Özellikle eklemlerde ve omurgada yıpranmış veya deforme olmuş dokuların, hastanın vücudunun kendi onarımını etkilemeye başlaması için hekim tarafından tarafından bilinçli  olarak “rahatsız edildiği” hassas tıp (precision medicine) yöntemidir. Rejenerasyonu tetiklemek için soruna neden olan bölgeye genellikle dekstroz, şekerli suyun bir versiyonu olan zararsız bir sıvı solüsyon enjekte ederiz. Amacımız sıvı enjeksiyonu ile dokuda kontrollü bir tahriş yaratmak ve yenilenmeyi tetiklemektir. Biz enjeksiyonu yaptıktan sonra yarattığımız küçük hasarı algılayan vücut, olay yerine iyileştirici ve büyüme faktörlerini yönlendirir ve taze yeni doku oluşturmaya başlar. Eklemlerde ve diğer vücut bölgelerinde yeni doku, stabiliteyi artırabilir ve ameliyat olmadan ağrıyı ortadan kaldırabilir. Gerilmiş, aşınmış veya yırtılmış bağlar ve tendonlar bu teknikle canlandırılabilir.

Nasıl uygulanır?

Bu alanda özel eğitim almış hekimler hasarlı bölgenin anatomik yapısında göre belirli noktalardan daha önce hazırlanan serumları enjekte ederler. Daha önce de vurguladığım gibi burada amacımız kontrollü bir tahriş yaratmak. Birçok hastada 3 hafta aralıklar ile 4-6 seans uygulama yapmaktayız.

Proloterapi uygulandıktan sonra ne yapmalıyım?

Öncelikle tüm enjeksiyonlardan sonra yine hatırlatmak isterim istirahat önemlidir. Yapılan enjeksiyonun yeri ve uygulama alanına göre bu süre değişkenlik göstermektedir.

Proloterapi uygulandıktan sonra, ağrı için buz uygulaması ve parasetamol türevi ağrı kesicilerin kullanılması uygundur.

Non-steriod anti-inflamatuar ilaçlar uygulamasının etkinliğini azaltacağı için önerilmez.

Eklem enjeksiyonlarının ardından istirahat etmek, iyileşmenin önemli bir parçasıdır ve bu nedenle PRP uygulaması sonrası zorlayıcı egzersiz ve spor önermiyoruz. Önereceğimiz temel egzersizleri yapılabilirsiniz.

Proloterapinin diğer uygulamalardan farklı olarak hastaların bir sonraki enjeksiyon zamanı gelinceye kadar uygulamaları gereken egzersiz programları, beslenme önerileri ve sıcak uygulamalar bulunmaktadır. Hangi egzersiz protokolunu hasta özelinde belirleyerek önerileri oluşturmak en önemlisi. 

Proloterapi uygulamasının komplikasyonları ve yan etkileri var mıdır?

Düşük oranda enjeksiyon bölgesinde artmış şişlik ve ağrı olabilir. Bu ağrı birkaç gün devam edebilir, ancak basit ağrı kesiciler ve buz uygulaması ile çoğu kez kontrol altına alınır.

Eklem ve Yumuşak Doku Enjeksiyonları

Modern hekimlikte enjeksiyonlar tedavi uygulamaları içinde geniş yer tutar. Enjeksiyon ile hastalanmış ya da hasarlanmış bölgenize doğrudan ilaç uygulayarak daha hızlı bir sonuca ulaşmayı hedefleriz. Fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimleri olarak günlük pratiğimizde eklem içine, eklem yanına (parartikuler), kaslardaki tetik noktalara, tendonlara, omurgaya, bağlara, sinirlerin geçtiği bölümlere enjeksiyonlar yapıyoruz. Bu enjeksiyonlarda sıklıkla kortizon, lokal anestezik, Na hyalurinat (halk arasında horoz ibiği iğnesi olarak bilinir), özel karışım serumlar  (proloterapi), botulinum toksini (botox, dysport), PRP (trombositte zengin plazma), ozon tercih edilmektedir. Bazen de sadece iğne ilaç vermeden sadece iğne batırmak bile tedavi sağlayabildiğini (kuru iğneleme) gözlemliyoruz.

Kortizon Enjeksiyonları

Eklem İçi ve yumuşak dokulara uyguluyoruz.  Genellikle ilacın iyi dağılması ve ağrısız olması için lokal anesteziklerle beraber kullanırız. Günümüzde birçok kas iskelet sistemi hekimi şüphesiz size kortizon enjeksiyonu yapmayı öneriyor bunun birkaç sebebi var aslında. Öncelikle oldukça etkilidir. Tek doz uygulandığı için kortizonun yan etkilerinin çok büyük bir kısmı ortaya çıkmaz. Bazen tansiyonda yükselme, şeker düzeninde bozulmalar görülse de çoğu zaman bu yan etkiler geçicidir.  Uygulamadan önce hastanın tıbbi durumunu sorgulayarak yapmaya karar veriyoruz.

Eklem kireçlenmeleri, özel eklem bozuklukları (omuz, diz), tendon ve ligaman rahatsızlıkları (tenisçi dirseği, golfçü dirseği, tendinit), özel omurga bozuklukları, bel boyun fıtıkları lokal kortizon uygulamasının en sık tercih edildiği durumlardır.

Bir ekleme bir yıl içinde en fazla 4 kez uygulanabilir ama genelde bir enjekisyon 6 ay bir yıl arasında bir etkinlik sağlar. Tendon enjeksiyonlarında da son derece etkilidir ve tek dozla ömür boyu süre tam bir düzelme elde edilebilir. Ancak tenisçi dirseğinde olduğu gibi bazı hastalıklarda %30-40 lara yaklaşan nüks ile karşılaşabilmektedir.

Na-Hyalurinat (Kıkırdak İğnesi, Horoz İbiği İğnesi)

Eklem içine yapılan özel bir uygulamadır. Özellikle diz, kalça, omuz ve çene ekleminde  kireçlenme tespit ettiğimiz hastada eklem kıkırdağının ana maddelerinden biri olan Na-Hyalurinat içeren, yüksek molekül ağırlıklı kayganlaştırıcı bir sıvı v enjekte ediyoruz. Bu sıvı ekleme içinde kıkırdakların yüzeyini kaplayarak kireçlenme dolayısıyla yıpranmış kıkırdakların yüzey sürtünme katsayısını düşürür.

Molekül ağırlığına göre değişen birçok preparat mevcut. Birer hafta ara ile 3 kez ve tek doz olarak uygulama yapılmaktadır. Bir süre sonra etkinliği kaybolduğundan 6 ay -1 yıl aralarla tekrar edilmesi gereklidir. Düşük oranda gözlenen ve bir iki günde geçen lokal alerji dışında yan etkileri yoktur.

Lokal Anestezik Enjeksiyonları

Genelde kortizonla karıştırılarak yapılsa da özellikle myofasial ağrılarda (kulunç-kas tutulması) oluşan tetik noktalara çok sık uygulanmaktayız. Bu tip kas ağrılarında genelde birkaç kez 1-2 cc kadar yapılır ve germe egzersizleri ile kombine edildiğinde son derece etkilidir. Çok az miktarda ilaç uygulandığından yan etkisi son derece nadirdir. Bazen ağrının kaynağını anlamak içinde yapılabileceği gibi bazı tedavilerden önce hastanın ağrısını azaltmak içinde kullanılabilmektedir.

Botulinum Toksin (Botox Enjeksiyonları)

Botulinum toksini aslında bir bakterinin ürettiği son derece zehirli bir toksindir. Bu toksin kas sinir iletimini etkileyen kasta gevşek bir felç yapar. Bu felç yaklaşık 3-4 ay kadar sürer zamanla etkisi geçer. Bu özelliği nedeni ile felç geçiren hastalarda (inme-hemipleji, parapleji, spastik paraparezi) ortaya çıkan aşırı kas kasılmalarında, istemsiz kas hareketlerinde, spastik çocuklarda ortaya çıkan kas kasılmalarında, distonilerde (yazıcı krampı, müzisyen krampı), gerilim tipi baş ağrılarında, aşırı el terlemelerinde kullanılmaktadır. Rehabilitasyon tıbbında en sık felçlerde ortay çıkan aşırı kas kasılmalarında kullanılmaktadır. Uygulanan kas 3-4 ay süre ile gevşer ve bu süre zarfında uygulanan rehabilitasyonun etkinliği artırıldiği, kas spazmının getirdiği ağrı ve diğer sorunlarda kısmi rahatlama sağlayabildiği için tercih etmekteyiz. Etki geçtiğinde hastanın durumuna ve tedaviye verdiği cevaba göre enjeksiyonlar tekrarlanabilir. Küçük çocuklarda genellikle anestezi ile uygulanır.

Yüksek doz yapılmadığı sürece ciddi bir yan etkisi yoktur. Zamanla sık tekrarlanan enjeksiyonlar nedeni ile vücutta oluşan antikorlar ilacın etkinliğini azaltabilir. Pahalı olması en önemli dezavantajıdır.

Kuru İğne Tedavisi

Kulunç olarak bilinen adele içinde yer alan sert düğümcükler (nodüller) ve şeritler, aslında gerilim sonucu kasılmış kasların gevşememesi olarak da adlandırılır. Genellikle kol, bacak ve gövdede sebebi tam açıklanamayan bu ağrılı durum, sıklıkla boyun ve sırt bölgesinde oluşur. Geçmişi o kadar eski ki ilk olarak 1800’lü yıllarda ağrılı kasların içinde daha ağrılı, sert, nodüller olduğu gözlemlenmiş, bu noktalar 20. Yüzyılın ortalarında tetik nokta olarak tanımlanmaya başlanmış ve 1942’de Travell tarafından kaslara ait özel noktalar ve yayılma alanları tarif edilmiştir, myofasial ağrı sendromu olarak zaman içinde disiplinimiz içinde tanımlanmıştır.

Kuru iğneleme tekniği myofasial ağrı sendromunun tanı ve tedavisini ilk defa ortaya koymuş olan Travel ve Simmons adlı araştırıcılar tarafından yaklaşık 50 yıl önce geliştirilmiş bir yöntemdir.

Bu yöntem çok ince iğneler kasın tetik nokta dediğimiz en hassas noktasına batırılması şeklinde yapılır. İğneler akapunktur iğnesi gibi ince olmalıdır. Bu yöntemin akapunkturdan farkı iğnelerin derideki akapunktur noktasına değil de kas içindeki tetik noktalara batırılmasıdır.

İğneyi batırıldığı noktada bir süre tutar ve minik rotasyon hareketleri yaptırırız. Birkaç dakika sonra iğnelerin etkisiyle gergin kasın  gevşediğini gözlemleriz.  Aslında kuru iğneleme yerine ince iğnelerle lokal anestezik enjeksiyonu da uygulanabilir. Lokal anestezikle yapılan uygulama daha ağrısız olsa da kuru iğnelemede  ilaç verilmediğinden yan etki riski bulunmaktadır.  Ayrıca kas ağrıları çok yaygın olduğunda her ağrılı noktaya lokal anestezik enjeksiyonu yapılamayacağından kuru iğneleme yaygın tetik noktaların bulunduğu hastalarda daha avantajlı hale gelir. Yöntem hastanın şikayetlerinin durumuna göre genelde birkaç günlük aralar ile 3-5 kez bazen daha fazla seans olarak uygulanabilir.

Son zamanlarda oldukça popüler bir uygulama olması dolayısı ile kuru iğneleme yönteminin kas iskelet sisteminin her türlü hastalığında etkili bir yöntem gibi sunulmasıdır. Kas iskelet sisteminin birçok hastalığında iltihaplı romatizma, diz ve kalçada kireçlenme, bağ yırtıkları, tendon sorunları gibi kas dokusunun doğrudan hastalanmadığı durumlarda bu yöntemin etkili olmayacağı aşikardır. Kuru iğneleme yöntemini çoğu zaman egzersizler ile kombine ederek önermekteyiz.

Leave a comment

Doç Dr. Demet Demircioğlu © 2021. Her hakkı saklıdır

Randevu Al